İçimizdeki Dinmeyen Hasretin Adıdır CANISI!

Takvim yaprakları 10 Ekim 1966’yı gösteriyordu!…
Kırmızı Periler Diyarı Narman’da Bekir Amca ve Hatice Teyzemin Nur topu gibi bir çocuk dünyaya geldi.
Adına “İbrahim” dendi…
Karayağız, kara kaşlı kara gözlü bir çocuktu O!,..
…Ve, o çocuk medrese eğitimi aldı. Güzel Kur’an-ı Kerim de okuyordu.
Müezzinlik yaptığında Narman’da camide herkes onu hayranlıkla takip ederdi.
Minareye çıkıp ezan okuduğunda, insanlar pürdikkat onu dinlerdi.

İçimizdeki Dinmeyen Hasretin Adıdır CANISI!
Yayınlanma: Güncelleme: 10 views

*
Narman’ın bağrından çıkan o çocuk büyüdü, geninde sanatçılık vardı. Ne de olsa Gırnatacı Bekir’in oğluydu.
Yiğit lakabı ile anılır bizde biz de Rahmetli Hacı Bekir Amcaya “Gırnatacı Bekir Amca” derdik.
Adı geçtiğinde…
*
…Ve; işte o Bekir Erkal’ın oğlu gençliğinin baharında sazın omuzuna atarak Anadolu’nun tüm topraklarını diyar diyar gezmeye başladı. İstanbul, Ankara arasında mekik dokudu adeta…
Bir gün hedeflediği noktaya ulaşmak istiyordu Dadaşım, gün geldi garsonluk yaptı, gün geldi soğuk Ankara gecelerinde Paltosunu yorgan yaptı kendine ama o içindeki cevheri çıkarmaya niyetliydi. Tüm Türkiye’nin ‘CANISI’ olmaya kararlıydı.
*
“Narman güzeli’ kasetiyle çıktı piyasaya İbrahim Güzelses…
Evet! Takma soyadı da sesi kadar güzeldi Narmanlı İbo’nun…
O; halk müziğinin son temsilcilerindendi. Güzel Türkü söylüyordu.
Ama o; “Tutku”yla Türkiye’nin gündemine girdi
“canısı”yla hepimizin “can”ı oldu…
*
O, bir dadaştı, yufka yürekli, hemşehri canlısı ve her şeyden önemlisi Yiğit bir Türk evladıydı.
Memleket Sevdalısı bir sanatçıydı sanatçıydı ama şöhreti bir türlü sevmedi Zaten kendi de demiyor muydu? “Ben bu şöhreti hiç sevmedim.”
Şöhreti sevmediği kadar uçağa binmeyi de sevmiyordu çünkü uçak fobisi vardı.
Yurt içinde ve yurt dışında gittiği bütün konserlerine kendi özel aracıyla gidiyordu, mola verdiği her durakta karşısına çıkana Selam verip boynuna sarılıyordu.
*
Çok ünlü bir sanatçıydı ama bir dirhem egosu yoktu Alçak gönüllüydü memleketinin insanlığını çok severdi Erzurum’dan İstanbul’a giden herkese adeta Han olurdu severdi dadaşları Özellikle de Erzurumspor’u…
Mavi-beyaz tutkuyu onun için adeta ‘Tutku’ parçası gibi…
Erzurumspor 1997-1998 sezonunda Süper Lig’e çıkarken o İstanbul’da Dadaşların gönüllü bir elçisiydi.
Erzurumspor’un yaptığı transferlere boğaz turu yaptırıyordu, Erzurum’u ve Erzurumspor’u onlara anlata anlata bitiremiyordu, ne yazık ki; bu aslan yürekli Yiğit Dadaş takvim yaprakları 11 Mayıs 2017’yi gösterirken rahmeti Rahmana kavuştu. Erzurumspor 2. Ligde şampiyon olup 1. Lige çıkarken, o şampiyonluğu görememişti ve sonraki yıllardaki şampiyonlukları da göremedi.
Bugün İbrahim Erkal yaşamış olsaydı Erzurumspor’un son şampiyonluğunu da görkemli bir şekilde kutlayan Dadaşlardan birisi olacaktı ama nasip olmadı Bugün 11 Mayıs 2017 İbrahim Erkal namı diğer ‘CANISI’nın bugün ölüm yıldönümü Aslında Canısı ölmedi kalbimizde yaşıyor, yaşayacak da dünya var olduğu müddetçe Dadaşlar ‘CANISI’yı Seni hiç unutmayacak. Nur içinde yat Canısı, Mekanın cennet olsun.
*
İbrahim Erkal asrın Aşık Veysel’i, Neşet Ertaş’ı, Aşık Sümmani Baba’sı, Mahsuni Şerif’i, Kamil Sönmez’i, Aşık Ruhani’si, Aşık Reyhani’siydi.
Modern çağın modern ozanıydı.
Merhum canıs’ının ruhuna el Fatiha…
Mekanın cennet olsun Canısı…

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.